20 Eylül 2010 Pazartesi

Okul çocuğu gibi heyecanlı...

Ayy resmen heyecanlıyım ya
Sanki ilkokula başlıyorum:)
Yarın amatörce ama daha iyi fotoğraf çekebilmeyi öğrenebilmek için bir de yeni makinemin doğru kullanabilmek için 5 haftalık bir fotoğraf  eğitim atölyesine başlayacağım ama içim pır pır eee nee olsa okul biteli öğrencilikten çıkıp gerçek hayata atılalı epey oldu:)
Şimdi ise kısa bir süreliğine bile olsa eğitim almak heyecanlandırıyor , demek ki okulun kıymetini daha iyi anlıyor insan yaş ilerledikçe...
Bakalım yarın ilk dersime gireceğim.
Profesyonel değil sadece amatör çekimlerimin daha iyi olmasını sağlamak için başlayacağım bu işte başarılı olabilecekmiyim
Sabırsızlık ve heyecanla bekliyorum...

20 Eylül 2010 Pazartesi Günaydıııın!!!

Gunaydiiiiin
Saat 07:25
Bu sabah yepyeni bi gune uyanirken kararimi vermistim butun fazlaliklar gidicekti...
Bunun icin de bugunden itibaren diyet durumuna gecilmeliydi ve bugun pazartesi olduguna gore bundan daha uygun bi zamanlama olamazdi heralde,ilk etapta 10 kg vermem gerekiyo biraz sabirli olsam gyet iyi olucaak
Gecen sene hamilelikti falan derken cok birakmisım kendimi cook.
Resmen baska bi esraa olmusum:))
Kilo veripte eski kiyafetlerime girebilmeye basladigimda uzun suredir elbise giydigimi, jean giyip uzerine bi t-shirt cekip evden cikmanin rahatliginin nasil bir duygu oldugunu coktaan unutmusum. Malum doguma kadar 25 kg aldim az buz diil gecici bir durum oldugu icin 3-5 parca kiyaafetle gecirmeye calistim genelliklede kurtaricim elbiselerim ve ugg larimdi.
Ama artik eski esranin geri donme vakti geldi.
Ilk is tabiiki kilo kaybedilmeye mahkum 10 kg arkasindan saclarda degisim :)) ve bu arada gardroba eklenicek yeni cicisler :)

 Yaziyi yazarken saatin biraz ilerlemesini bekliyorum  demiri anneme birakmak icin sonra hemeen ise
bir dolu is vaar!!!
 Bu arada insanin eviyle isinin yakin olmasi muthis ya benim evimle isimin arasi 200-300 metre.  Aslinda varya buyuk bi kesim isine yurume mesafesinde yaşasa trafik denilen cilginlik kesinlikle daha az ve sakin olurdu.
 demir de  perdenin altina girmis zavaalli perdeyi bi otaraaafaa bi bu tarafa cekistirip ceeee yaapiyo bana canım oğlum benim yaaa:))...

18 Eylül 2010 Cumartesi

Mutfak Hikayeleri...16 eylül 2010:)

Yaa şu yemek işi bazen çok zor bazense inanılmaz kolay oluyor
Bunun en büyük sebebi ise eşimin inanılmaz derecede yemek seçmesinden kaynaklanıyo,yok sa benim yemek yapmam yemem hiiç sorun değil . Ağzımın tadını ii bilirim herşeyi seve seve yerim (kapuska hariiiiç) pis boğaz değilimdir yani kesinlikle:)
Ama iş eşime yemek yapmak olunca işin şekli epey bi değişiyor ne yaparsan yap mutlak suretle bir kulp buluyor yağlı,yağsız,sulu,susuz,tuzlu,tuzsuz vs.
eğer kafamda önceden belirlemediğim bir yemek yoksa o akşam pratik çözümler devreye giriyor ki bu genelde ekmek arası-kahvaltı tadında oluyor ve tabiikide benim kurtarıcım oluyor
çok severek yemiyor arada burun kıvırıyor ama napıım hem çalışıyorum ,hem çocukla ilgileniyorum hem yemek yapıyorum üstüne üstük herşeyide yemeyen bir eşe sahibim e bu durumda bazı akşamlar yemek konusunda kaytarıyorum... geçen akşamın menüsü sucuk ekmekti:)) biliyoruum sağlıklı diil ama napıım değişiklik olsun dedim:)))

9 Eylül 2010 Perşembe

İYİ BAYRAMLAAAR...



OĞLUMLA İLK BAYRAMIMIZ
İNŞALLAH GÜZEL GÜNLER HEPİMİZİN OLUUR
HERKESİN BAYRAMINI EN İÇTEN İLEKLERİMİZLE KUTLUYORUZ
HER GÜNÜNÜZ BAYRAM TAINA GEÇSİN
SEVGİLEEEERR...

2 Eylül 2010 Perşembe

Yaratıcılık budur ....

hepsine tek kelimeyle ba-yıl-dıım...
nasıl bir yaratıcılıktır bu, nasıl akla gelip yapılmıştır
gerçi bazı yetenekler içten gelir ve doğuştanır ama 
 böyle bir yetenek az da olsa bende de olsaydı hiç fena olmazdı yani:)
kız kardeşim face'ten yollamış bana bu resimleri
nereyse 1 haftadan fazla oldu fırsat bulupta bakamadım.
dün akşam baktınmı diye sorunca merak ettim ve daha önce bakmadığıma pişman oldum.

1 Eylül 2010 Çarşamba

:))

BİM BAM BOOOM ÇOK ŞÜKÜR DOSTLAR
ARTIK BENİMDE BİR CANON'UM VAAAR:))

Ayıptır söylemesi 3.evlilik yıldönümü hediyem olur kendisi
çook istiyordum sağolsun eşim hediye olarak almış çok sevindim tabiikide
bunan sonra bol post bol foto var anlıyacağınız:)


01 EYLÜL 2007-01 EYLÜL 2010



Vay bee zaman ne kadar çabuk geçiyor.
Ömür bitiyor anca takvime baktığımızda farkına varıyoruz.
Bugun evleneli taam 3 sene bitti. 3.evlilik yılönümümüzde 3 kişilik bir aileyiz artık. 
Canım eşimle bundan 6 sene evvel ortak arkadaşlarımız sayesinde tanıştık 1'er sene arayla söz, nişan derken 2007 yılı 1 Eylül 16:45'te Yunus Emre Kültür Merkezinde birbirimize "EVET"dedik.İyi ki de demişiz:)
Şu ana kız kardeşim bizim için güzel bir pasta  yapıyor (resimlerini eklerim), 
oğlum anneannesine cinnet geçirtiyor, 
eşim işlerle koşturuyor, 
bende bugunkü iş yoğunluğumun ardından sakinliğin tadını çıkararak eşime aldığım hediyeyi paketliyorum.

Takvimden 1 gün daha geçti ,
bakalım yarın bize neler gösterecek.



31 Ağustos 2010 Salı

Geçenlerde dergi raflarında rasladığım bir dergiye ba-yıl-dıııım...
İçinde anne,bebek,çocuklarla ilgili bir çok yeniliği bulddum severek ve ilgiyle okudum paylaşmadan da edemedim:)





ALL for Kids - Aylık Çocuk Alışveriş Dergisi


Moda dünyasına yenibir soluk getiren All Dergisi'nin eki olmaktan çıkıp, rüştünü ispat etmek için bayi raflarına çıktı.Moda ve alışveriş dergisi ALL'un eki olarak beş ay boyunca yayınlanan ALL for Kids dergisi, kısa sürede büyüdü. Kendi ayakları üzerinde duran ALL for Kids, bağımsız bir dergi olarak bayilerde satılmaya başlandı. Piyasada çok sayıda çocuk dergisi vardı ama zamanı olmayan annelere bol ürün ve marka çeşitliliği sunan bir dergi yoktu. ALL for Kids işte bu eksikliği dolduruyor. Aslında ALL for Kids rüştünü ispat etti. Artık bayilerde büyümek istiyor.


Türkiye'nin ilk çocuk alışveriş dergisi ALL for Kids, 5 ayda büyüyüp bağımsızlığını ilan etti. 



Eğer digital ortamda okumak isterseniz burdan tüm sayılarına ulaşabilirsiniz.


Bunlara göz atmaan geçmeyin derim...



Frenchbull tabaklar;  Orjinal sitesi için tık tık:) , türkiye satışı için tık tık:))

 

Unnado özel alışveriş kulubü;
Anne , bebek ve çocuklara özel alışveriş kulübü için tık tık:))

Tırtılkids kitabevi;
Bebek ve çocuklara dair aradığınız tüm kitapları bulabileceğiniz süper bir kitabevi online satışı mevcut bakmadan geçmeyin derim.

Artikel deko;
Evinizde basit 1-2 hareketle farklılaştırmak isterseniz tık tık:))

Kesinlikle en kısa zamanda bu kalemlerden alıp hemen 1-2 t-shırt yapacağım.
Ba-yıl-dııımmm:)) buradan inceleyebilirsiniz:)


3 Ağustos 2010 Salı

Diş Takvimimiz...

İLK DİŞİMİZ;
ALT SOL SANTRAL KESİCİ 
4 TEMMUZ 2010 PAZAR GÜNÜ 
TEŞRİF ETTİ DEMİR BEYİMİZİN AĞZINA.
2.VE 3. DİŞLERİMİZ;
ÜST 2 SANTRAL KESİCİLER İSE 
23 TEMMUZ 2010 CUMA GÜNÜ 
YERLERİNİ ALDILAR:)



İşte Geldim Burdayıııım...

En son 4 haziranda post yazmışım .
Ufff epey zaman geçmiş üzerinden o günden bugune hemen bir özet geçeyim.
Evet taşınma işi bitti , evlenenler erdiler muratlarına düğünler bitti ve bu temponun sonunda attık kendimizi yazlığa. Daha doğrusu annem ,Demir ve kız kardeşim attılar. Ben ve eşim sürekli göçebe modundayız bu yüzdende evimizdeki yerleşme işimiz tam bitmedi. 
Yani yerleştikte ufak tefek eksikleri tamamlayamadık .
Umaırım bayrama kadar detaylarda biter ve evimize tam anlamıyla yerleşmiş oluruz.
Eve girmeden evvel banyomuzu yeniledik bir tek aslında sırada mutfak var bizi sarsmayacak bir bütçeyle mutfağımızı yenilemek istiyoruz bugunlerde. 
Ağır hatta çok ağır bir şekilde ilerliyoruz ama olsun en azından durmuyoruz.
Önümüzdeki günlerde evin eski ve yeni halinin görsellerini paylaşıcam.:) 

Dediğim gibi ben ve eşim bu yazı kaçamak haftasonu tatilleriyle yazlıkta geçirdik.
Yani adamakıllı dinlenemedik.
Yeni bir mağaza açtık burdada bir yığın tadilat ıvır zıvır la uğraştık ki 
sıcaklarla birlikte epey bunaltıcı oldu.
Bayram sonrasında güzel bir açılış yapmak istiyoruz ama bakalım kısmet. 


Demir'de epey değişiklikler var mesela;
artık oturuyoruz , dönüyoruz, çenemiz çok düşük gevezelik ediyoruz, 
mama ve su isteklerini "mam" ve "bua" olarak beyan ediyoruz, 
biri ağzına bişi götürmeye kalktığında hemen atlayıp kapmaya çalışıyoruz,
çirkin olmayı öğrendik vs.
aaaaaa en önemlisini unuttum 1 altta,2 üstte olmak üzere toplam 3 adet dişe sahip olduk:)
6.ayımız bitti gelişimi gayet iyi gidiyor çok şükür .
Suyu çok çok seviyor hergün mutlaka ya havuzuna ya denize giriyor.Banyoyu saymıyorum bazen annem günde 2 kere banyo yaptırıyor .Yani anlayacağınız Demir'in keyfi çok yerinde.
Ama benim acil hemde çok acil dinlenmeye ve tatile ihtiyacım var. 2 günlüğüne bile olsa bi yere kaçıp dinlenmek istiyorum ,hiç bişi yapmamak tüm gün miskinlik etmek istiyorum.
Eşim bayramda tatile gidelim dese de imkansız gibi gözüküyor .Çünkü bizim işimiz gereği bayramlarda çalışıyoruz belki hemen bayram ertesine 2-3 günlük bir kaçamak yaparız.
Bu arada haftasonları yazlığa gittiğimiz için oğlumuzu çoook özlüyoruz ,teknolojinin nimetlerini kullanarak sürekli resim ve videolarla özlemimizi dindirmeye çalışıyoruz ama nafile.Neyse ki az kaldı sıcakların azalmaya başlamasıyla birlikte annemler dönerler.Burası çok sıcak olduğu ve Demir de toplu bir bebek olduğu için ordalar.1-2 günlüğüne İstanbul'a geliklerinde Demir inanılmaz bunaldı.Ter içinde kalıyo yavrum resmen sıcaktan uyuyamıyo burdayken o yüzden onun iyiliği için bu yazı ayrı gayrı geçirdik.
Bende yaz rehavetiyle birlikte blogumu epey boş bırakmışım bundan sonra hergün burdayım:))


4 Haziran 2010 Cuma

sonuna bitti taşındım...

Taşınmak mı bi dahamı büyük konuşmıyım ama uzunca bir süre sanırım artık böyle bir düşüncem olamaz.
Hatta eşim abartıp Dolmabahçe Sarayını verseler hiç biyere bi daha taşınmam diye söylenip uruyo.
Allahım o küçücük evden neler çıktı bir bilseniz şaşar kalırdınız ben bile toplarken hayret ettim:)

Geçen hafta sonu inanılmaz  yoğun geçti. 40 çarşamba bir araya geldi hafta sonu kuzenimin oğlunun sünnet kınası ve düğünü vardı ve tesadüf bu ya ustaların işi anca bitti e malum kirada olduğumuzdan pazartesiye kadar evi boşaltıp ay başında anahtarları teslim etmemiz gerekti e bunun içinde hızlı hareket etmemiz lazımdı. Biz de cumartesi temizlik işine başladık akşama kadar canımız çıktı evde kadın olmasına rağmen 
saolsun Demir'de hiç yardımcı olmadı bize. Biz o yorgunlukla bide kalktık kınaya gittik. Gitmesek inanılmaz ayıp olurdu .Tabanlarım sızlaya sızlaya cumartesi gecesini atlattık.Eee atlattıkta noldu Pazar günüde düğün vardı Allahtan gündüz düğünüydü.Düğün çıkışı rahatsız insanlar topluluğu annem ben eşim ve tabiiki Demir kalktık yazlığa gittikMalum 31 Mayıs çevre temizlik vergilerinin son günüydü ve yazlığın vergilerinin yatırılması gerekiyordu. Annem pazartesi sabahı hızlıca işini halletti ve yola çıktık . Öğlen saat 1 de evdeydik ve toparlanmaya başladık. Evi tamamen boşaltmamız akşam 8'e kadar sürdü ama canımız çıktı. Neyseki artık sonunda bütün eşyalarımızla yeni evdeyik yaklaşık olarak 60 koli yapmışımdır. Salı sabahı yerleştirme işine giriştik yardımcılar var ama herkes bi odadan beni çağırıyor onlara cevap vermek beni daha çok yordu .Salı akşamı artık herşeyin yeri belli oldu çarşamba günü yerleşme işini tamamen bitirdim ama bende bittim. 

Şimdi yeni evimizdeyiz yorucu bir ayı geride bıraktık. İnşallah sağlıkla huzurla otururuz ağzımızın tadı hiç bozulmaz.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Eldeki malzemelerle eksiklerle dolu gerçek anlamda ilk pastam...

Kız kardeşim pasta kursuna katıldı bende heyecanla onunla pasta yapacağım günü bekledim
Bu akşam annemlerde kaldım sırf pasta yapabilmek için ( sanki çok ihtiyacım varmış gibi:))
saat 22:00'de başladığımız maceramız hızlandırılmış şekilde 00:00'de bitti.Arkamızdan atlı koştururmuşcasına hızlıca muzlu bir pasta yaptık. Elimizde olan ve pastamıza yetmeyen şeker hamuru ile kapladık ve dolapta dinlenmeye bıraktık. Amacımız bu akşam midemize indirebilmekti. Pasta'nın her türünü çok severim.
Kimileri şerbetli,sütlü tatlıları severken ben tercihimi genelde pastadan yana kullanırım hepte pastaneden aldığım pastalar gibi pasta yapabilmeyi hayal ederim.
Bu akşamdan sonra ilk işim Eminönü'nde pasta malzemeleri satan bir dükkana saldırmak ve ihtiyacımız doğrultusunda malzemeleri almak ve bu işi ilerşetmek olacak.
Kesinlikle ticari amaç gütmeden canım her istediğinde kendi mutfağımda canımın istediği tatları yaratmak. 
İşin püf noktalarını bildikten ve elinde malzemen olduktan sonra işler kolaylaşıyor geriye el becerisi ve yaratıcılık kalıyor sanırım.
Bu akşam bir ilkti ,bundan sonra devamının geleceğini bilin ve
 beni takip edin:)))

pandispanyam...

fırında

kremam pişiyor..

hmm nefis oldu...

şekilsiz pastam ...

elimizdeki az şeker hamuruyla şekilsiz bir şekilde kaplandı dolapta dinleniyor...

Gerçekten uykumuz gelmemiş olsaydı pastamıza bu kadar kötü davranmaz en güzel şekilde süslerdik
ama kardeşimle ikimizinde tek amacı bir an evvel bitmesi ve hemen kesip yememiz
çektiğim resimleri sıcak sıcak buraya eklemek istedim bu arada kardeşim dayanamadı ve uyudu
ben bu kadar beklemenin sonunda 1 dilim yemeden yapamayacağım.
bu arada demir ne mi yapıyor ?
Uyuyo canım oğlum:)) dünyadan bi haber vaziyette:)








18 Mayıs 2010 Salı

Gülümseyinn...



2010 YILINDA YAŞAMAK
1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız
2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz.
3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa
4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız.
5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa
6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız.
7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa
8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa.
10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız
11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız  :)
12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız
13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız.
14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz.
15. Yukarı çıkıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz.
VE ŞU AN KENDİ KENDİNİZE GÜLÜYORSANIZ
2010 YILINDA YAŞIYORSUNUZ DEMEKTİR.

Çok beğendim paylaşmadan geçemeyeceğim...




KAVANOZ VE KAHVE



Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,


Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,

O zaman; kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…

İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi şöyle;
Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir.
Ders başladığında;
Hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır.



Sonda da kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur.

Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine;
profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker.
Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar.
Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte;
‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Profesör yine aynı soruyu sorar.
Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır.
Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye.
Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar…
Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar;
‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları;
Hayatınızdaki önemli şeylerdir.
Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter.
Çakıl taşları ise;
Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir.
Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi.
Kum ise;
diğer ufak tefek şeylerdir.
şayet kavanoza önce kum doldurursanız;
Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi;
ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz;
Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’

Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar;

‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’
Profesör gülerek cevaplar ;
‘Bu soruyu bekliyordum.
Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun;
Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Heyyoooo....
İlk Blog Ödülümü canım arkadaşım Burcu'dan aldım:)
Teşekkür ediyorum çok çok çooook...
Böyle durumlarda ne yapılır bilmiyorum ama çok sevindim
tekrar teşekkür ederim arkadaşım:)))